8 günlük bir Güney Afrika gezimiz
2016 yazında 8 günlük bir Güney Afrika gezimiz oldu. Johannesburg ve Durban‘ı gezdik. Vaktimiz yetmediği için maalesef Cape Town‘a gidemedik. İlk önce pozitif yönde çok şaşırdığımı söylemeliyim. İnsanlar son derece kibar ve nazikti. Acayip bir kültür oluşmuş. Herkes birbirine selam veriyor, tanısın tanımasın. Kaldığımız süre boyunca hiç kaba saba bağıran sesini yükselten insanlar görmedik. Herhalde Hollanda ve İngiliz sömürüsünün bıraktığı ender güzel şeylerden birisi diye düşündüm.
Suç oranı
Bir yandan böylesine kibar bir halkı varken diğer yandan da dünyanın en kriminal şehirlerine sahip. Acayip bir zıtlık var ülkede. Örneğin Johannesburg‘ta belirli mahallelere giremiyorsun. Girebildiğimiz mahallelerde de arabayla giderken kapılarımız kilitli, camlar da kapalıydı. Lambada beklerken camlarınız açıksa birileri gelip elinizdeki telefon veya cüzdanı alabiliyor. Eğer itiraz ederseniz de ateş edip öyle alıyor. Saat 16’dan sonra zaten genel olarak dışarı çıkamıyorsunuz güvenlik gerekçesiyle. Biz Durban‘dan Johannesburg‘a dönerken akşam saatlerine denk geldiği için yola çıkamadık, ertesi sabahı bekledik. Bir keresinde markete gitmiştik Johannesburg‘ta, marketin girişinde ve çıkışında taramalı silahlı korumalar vardı. Market soygunları çok oluyormuş, market sahipleri de bu şekilde bir önlem almışlar. Market çıkışında da bir şey çalıp çalmadığınızı anlamak için çıkışta fişlerinizi kontrol ediyorlar. Fişteki yazanları sepettekileri tek tek kontrol ediyorlar. İş o kadar çığırından çıkmış ki, mafya ulaşım sektörüne girmiş ve bazı yerleri parsellemiş. O bölgede sadece onların dolmuşları gidebiliyor. Belediye otobüsleri veya dolmuşları oradan geçerse hiçe sayıyorlar. Bir dönem o yüzden belediye otobüsleri de o bölgelerde jandarma eşliğinde gidiyormuş.
Madalyonun diğer yüzü
Acayip bir ülke. İki ayrı dünya. Tehlikeli olmayan yerlerde gezerseniz ülkeyi Avrupa ülkelerinden birisi zannedebilirsiniz. Altyapı ve mimari olarak da Avrupa ülkelerinden bir eksiği yok zaten. Kesinlikle Afrika demezsiniz. Bazı bölgeleri var ki Miami de geziyorum zannedersiniz. Öylesine lüks, temiz ve zengin. Ama biraz etrafı tanımaya başlayınca biz nereye düştük diye düşünüyorsunuz. Yani Güney Afrika’yı kesinlikle rehber olmadan gezmeye kalkmayın.
Güney Afrika ile ilgili diğer tecrübelerimizi gezilecek yerlerde paylaşacağım.
Johannesburg’ta gezilecek yerler
Lion Safari Park
Johannesburg’un biraz dışında kalan Safari parkı. Bir arabanın içinde 2 saatlik bir tur yapıyorsunuz. İçinde Aslanlardan zebralara, sırtlanlardan bizonlara, antiloptan yabanı köpeklere kadar birçok hayvan sürüsüne rastlayabiliyorsunuz. Ama en can alıcı yeri 6 aylık küçük aslan ve leopar yavruları. Henüz insana zarar verebilecek yaşta olmadıkları için elinize alıp sevebiliyorsunuz. Dünyada bulunan birçok safaride olduğu gibi burada aslanlar ve leoparlar uyuşturulmuyor, küçük yaşta oldukları için insanlara zarar veremiyorlar. Burası adı üstünde bir park olduğundan dolayı hayvanların alanları belli dolayısıyla günlük bakıcılar tarafından besleniyorlar. Normal şartlarda bir saldırı tehlikesi bulunmuyor fakat yetkililerle yaptığımız görüşmede yılda ortalama 1 insanın hayvanlara yem olarak öldüğünü söylediler. Her ne kadar hayvanlar aç olmasa da buraları gezerken size yapılan uyarıları dikkate alın. Parkta hayvanlar sürü halinde bölgeleri parsellemişler. Bazı bölgelere geçişlerde demir kapılar mevcut, hayvanlar birbirleriyle karşılaşıp birbirlerini parçalamasınlar diye. Vakti olmadığı için meşhur Kruger Park‘a gidemeyenler için burası küçük bir alternatif olabilir.
Soweto
“South Western Townships” kısaltması yani güneybatı banliyöleri demek. Şehir merkezine 12 km uzaklıkta olan bu yer 2002 yılına kadar kendi başına bir şehirdi, daha sonra Johannesburg’a bağlandı. Buraya bir nevi varoş da diyebiliriz. 100 yıl önce genellikle buraya Mozambikten gelen maden işçileri kalıyordu. Daha sonra semt genişleyerek düzensiz bir şekilde büyümeye başladı. Burası aynı zamanda “Apartheid” a karşı başlatılan isyanın merkezi. İsyanın sembol şehri diyebiliriz. Apertheid ırklar ayırımı demek. 1948’de çıkartılan bir yasayla beyazlar siyahlar üstün Kabul ediliyor ve ona göre muamele görüyordu. Siyahiler kamu hizmetlerinden daha az yararlanıyor ve ikinci sınıf muamele görüyorlardı. Örneğin bazı sahillerde sadece beyazların girebileceği plajlar vardı. Eğitimden sağlığa her toplumun her yerinde ırkçı bir sistem vardı. 1976’da Soweto’da başlayan öğrenci isyanlarıyla bu ırkçılığa karşı konmuş ve isyan ülke geneline yayılmıştır. Sadece Soweto’da isyanlarda 500 kişi, ülke genelinde ise 7000 kişi ölmüştür. 1990’da hapisten çıkan Nelson Mandela ilk olarak Soweto’ya gelmiş ve 120.000 insanın önünde Apertheid’ın kalkmasıyla ilgili bir konuşma yapmıştır. Daha sonra şartlar oluşunca Nelson Mandela Mayıs 1993’te seçimleri kazanıp Güney Afrika’nın ilk siyahi başkanı olunca Apertheid tamamen ortadan kalkmış oldu. Şuanda da varoşları andıran Soweto’da Güney Afrika’nın tarihi ile ilgili izler bulabilirsiniz.
Montecasino
Montecasino, İtalya Toscana stilinde kurulmuş bir alışveriş ve eğlence merkezi. Şehir merkezine yarım saat mesafede bulunuyor. Büyük bir alana kurulu bu eğlence merkezinde cafeler, dükkanlar, restoranlar, sinema, tiyatro, bowling, çocuklar için oyun alanları ve casinolar bulunuyor. Güzel vakit geçirip alışveriş yapabileceğiniz bir yer. Çıkışta da çok güzel bir kuş bahçesi var. İçinde papağan, flamingo, pelikan, baykuş ve 60’a yakın kuş türü bulunuyor.
Golden Reef, Johannesburg’a 8 km mesafede olan Gold Reef City Güney Afrika’nın en önemli eğlence merkezlerinden biri. Eski bir maden kasabası bölgesinde yer alan bu parkta “Roller Coaster” denilen eğlence trenleri ve luna parklarda bulabileceğiniz diğer eğlence aletleri bulunuyor. Adrenalin tutkunları için uğranılması gereken bir yer. Bununla birlikte eski maden işçileri ve yaşam tarzlarıyla ilgili şeyler de görebilirsiniz burada. Maden müzesinde eriyen altının varillere nasıl döküldüğünü ve geçmişte nasıl para yapıldığını gösteren günlük gösterilere tanık olabilir veya altın temizleme işlemleri yapabilirsiniz.
Nizamiye Külliyesi
Nizamiye, Pretoria ve Johannesburg arasında Midrand bölgesinde bulunan büyük bir külliye. Yapımına 2009 yılında başlanan külliye toplam 24 Milyon Euroya mal oldu. Afrika kıtasının en büyük külliyelerinden sayılan bu kompleks işadamı Ali Katırcı tarafından Mimar Ahmed Shabbir Bham’a yaptırılmış. Kompleksin içinde bir ilkokul, bir ortaokul, bir klinik, dükkanlar ve cafeler bulunmaktadır. Burada müslümanların Güney Afrika’daki varlıklarıyla ilgili de birkaç bilgi vermek istiyorum. 1658 yılında Hollandalı sömürgecilerin mallarını korumak amacıyla Malezya’dan gelen kölelerle Güney Afrika’da müslümanlarla tanıştı. Bu insanların dinini yaşaması ve yayması yasaklandı, uymayanlara ölüm cezası da dahil çok ağır cezalar uygulandı. Şeyh Yusuf ve Tuan Guru ile beraber müslümanlar varlıklarını hissettirdiler. 1798’de camiler bir resmiyete kavuşmaya başladı. İngilizlerin müsaade etmesiyle de müslümanlar topluluğu kurulmaya başladı. Müslümanlar daha sonra Apartheid isyanına da katıldı ve pasiflikten çıkıp ülkede aktif olmaya başladılar. Sayı olarak az olmalarına rağmen Güney Afrika’da müslümanların ciddi bir ağırlığı var. Bakan ve milletvekilleri arasında da müslümanlar bulunuyor. Ülkede birçok yerde yeni ve modern camiler görebilirsiniz. Özellikle Hintlilerin yaptırdığı camiler dikkat çekiyor. Johannesburg’a gelmişken bu külliye de uğramanızı tavsiye ederim. Sabah uğrarsanız külliyenin içinde çok güzel kahvaltı yapabileceğiniz dükkanlar da var.
Durban’da gezilecek yerler
Phezulu Culture Village
Zulu kültürünü tanıtan turistik bir köy. 1000 vadi “1000 Valley” denilen yerde vadinin kenarına kurulmuş bu köy. Filmlerde görebileceğiniz şirin köy resimlerini burada bulabilirsiniz. Etrafınız tabloluk görüntülerle çevrili. Burada Zulu kabilesine ait yerli halkı yakından tanıyabilirsiniz. Giyimleri, inançları, kültürleri, dilleri, yaşam tarzları, ritüelleri, dansları hakkında bilgi alabilirsiniz. Zulu kültüründe asyaya ait esintiler bulabilirsiniz. Özellike Hint kültürüne ait geleneklerin Avrupalı sömürgelerinin bıraktığı kültürle birleşmesi sonucu renkli bir kaleydoskop oluşmuş. İlk olarak sizi bir safari turuna çıkartıyorlar. Üstü açık araçla vadiyi geziyorsunuz. Vadide zürafadan zebraya birçok hayvan türüne rastlayabilirsiniz. Safari turu bittiğinde yerli halktan bir ekip kendilerine has elbiseleriyle kabile danslarını yapıyorlar. Kabile üyeleri danslarını zerafet, çeviklik ve mizahla sergiliyorlar. Önde zulu kabile dansı arkada 1000 vadi çok güzel bir görüntü oluşturuyor. Tur boyunca size bir rehber eşlik ediyor. Güney Afrikada kabile kültürünü merak edenler için görülmesi gereken bir yer.
Durban Sahilleri
Durban’ın çok uzun ve temiz sahilleri bulunuyor. Sahil Addington Beach’ten başlayıp Country Club Beach’e kadar devam ediyor. Dünyanın birçok yerinden dalgıçlar ve sörfçüler buraya gelip denizi ve dalgaları değerlendiriyorlar. Biz de burada kiraladığımız bisikletlerle sahil boyunca bisiklet turu yaptık. Sahil boyunca Durban’ın en güzel manzaralarını görebilirsiniz. Biz 2 saatliğine kiralamıştık bisikletleri. Sahil boyunca çok güzel bir tur oldu. Bizim olduğumuz gün hava biraz rüzgarlı olduğu için denize girenlerin sayısı çok azdı. Sahil boyunca yürüyüşe çıkan, kaykayla gezen, bisikletleriyle tur atan insanlar görüyorsunuz. Sahilin hemen kıyısında alışveriş mekanları ve cafeler bulunuyor. Sahilde yorulduktan sonra burada dinlenip bir kahve içebilirsiniz.
The Golden Mile
Hint okyanusu boyunca uzanan ve lüks havuzlu villaların, otellerin, golf sahalarının ve plajların olduğu sahil yolu. Güney Afrikanın Miami’si diyebiliriz 🙂 Burada lüks arabalar ve eğlence mekanlarına rastlayabilirsiniz. Ayrıca çocuklar için de bir çok eğlence yerleri bulunuyor. Sahile kadar gelmişken bu altın mili de gezmenizi tavsiye ederim.
Moses-Mabhida-Stadion
2010 Dünya kupası için yapılmış stadlardan birisi. Toplam 70.000 seyirci kapasitesine sahip. Dünya kupasından sonra turistik atraksiyon için kullanılmaya başlanmış. Özel bir asansörle stadın en tepesine çıkıp şehri ve sahilleri tepeden izleyebiliyorsunuz.
Sonuç
Güney Afrika görülmesi gereken güzel ve büyük bir ülke. Alan olarak Almanya, İtalya ve Fransa’nın toplamından daha büyük. Yani buraya gitmeden önce yapmak istediğiniz şeyleri çok iyi hesaplayıp zamanlamanızı ona göre ayarlamanız gerekir. Büyüklüğü yüzünden de “Bütün dünyanın toplandığı bir ülke” sloganını kullanıyorlar. Güney Afrika için kültürel zenginliklerinden dolayı “Gökkuşağı halkı” diyorlar. Sadece kültürel güzellik değil aynı zamanda sarp kayalıklardan güzel plajlara, hayvanat bahçesinden kabile hayatına kadar birçok güzelliklere rastlayacaksınız. Aynı zamanda tezatlarla da dolu bir ülke. Kabile hayatından Miami sahillerine kadar birçok tezat aynı coğrafyada bulunuyor. Son olarak tekrar hatırlatayım, tehlikelerden dolayı Güney Afrikayı mutlaka rehber eşliğinde gezmelisiniz. Bir de güzel bir safari turu yapmayı ihmal etmeyin.
Yemek yiyebileceğiniz birkaç yeri de ekleyim. Birincisi İstanbul Kebap. Tren vagonu restauranta çevrilmiş. Yemekler taze ve lezzetli.
Gezimden kareler
Bu Blogu paylaş

Merhaba, ben Aylak Adam
Seyahat etmek benim en büyük tutkum! Yeni kültürler keşfetmek, insanlarla tanışmak ve onların hikayelerini dinlemek benim için bir mutluluk kaynağı. Seyahat blogumda seni heyecan dolu maceralarıma davet ediyor, ilginç karşılaşmaları paylaşıyorum. Sürükleyici seyahat deneyimlerimde kendini kaybederek hikayelerimden ilham alabilirsin. Birlikte gezip gördüklerimizi keşfederken keyifli anlara tanık olalım!

Beni instagram´da takip et

Gezi değerlendirmem
Yeme ve İçme
★★★★
Konaklama
★★★★
Aktiviteler
★★★★★
Ulaşım
★★★★★
Yorum bırak
Bu muhteşem bir seyahat ülkesi – orada daha önce tatil yaptın mı? Hangi şehirleri ve yerleri ziyaret ettin? Benimle bu blog yazısının yorumlarında deneyimlerini ve ipuçlarını paylaşırsan çok sevinirim. Mükemmel bir seyahat için ek önerilerin var mı? Deneyimlerin ve ipuçların benim için çok değerli!
En son eklenen gezilerim
Beni takip et
0 Yorum