Lübnan’ın Eşsiz Başkenti Beyrut: Tarih, Kültür ve Lüksün Buluştuğu Şehir

4 Ağu, 2024

Ortadoğunun Paris’i Lübnan’ın başkenti

Ortadoğunun Paris’i  Lübnan’ın başkenti. Taş devrinden bugüne kadar Mısır, Fenike, Asur, Yunan, Türk, Roma, Bizans, Arap, Fransız ve daha nice medeniyetlere ev sahipliği yapmış kadim şehir. 5000 yıllık geçmişiyle size kültür anlamında çok şey vaat edecek. Fransız ve oryantal kültürünün karışımı bulacaksınız burada. Sadece kültür değil doğa alanında da gözünüze ve gönlünüze hitap ediyor. Akdeniz, şehri resmen içine alıp bir tablo gibi çerçevelemiş. Doğu ile batının birleştiği fakat batıya ilginin daha fazla olduğu bir yer. Şehirde son derece lüks restaurant, café, bar ve eğlence mekanları bulunuyor.

aylak-adam-seyahat-blog-lübnan-beyrut-uçak-bütün-şehir-deniz-gökdelenler

Etnik durum

Birçok mezhebe ve dine ait motifler bulabilirsiniz burada. Halkın %59’u Müslüman, %39’u Hristiyan, %2’si de Yahudi. Burada bir anlamda her şey iç içe geçmiş. Sünni, Katolik, Ortodoks, Dürzi, Şii, Ermeni, Yunan, Kıpti, Keldani ve Süryaniler birlikte yaşıyor. O kadar karışık ki parlamentoda bile oturumlar 3 dilde yapılıyor: Arapça, Fransızca ve İngilizce.

İç savaş

Şu an her şey sakin gibi gözüküyor fakat bu şehirde 16 yıl boyunca (1975-1990) iç savaş yaşanmış. Doğal olarak şehrin birçok yerlerinde de savaşa ait izlere rastlamak mümkün. Savaşın da ne kadar karmaşık ve kompleks olduğunu merak ediyorsanız Vikipedi “Lübnan iç savaşı” araması yapabilirsiniz. Savaşta Lübnanlı güçler, İsrailli güçler, Amerika, Birleşmiş Milletler, Filistin örgütü, Hizbullah, İran güçleri, Suriye, Fransa ve küçük militan gruplar var. Savaş o kadar karışık ki bazen cepheler saf değiştiriyordu. Yani bir gün Lübnan Cephesinde Fransızlarla savaşırken diğer gün Filistin güçleriyle beraber Lübnan Cephesine karşı savaşıyorsun. Mezhep çatışması olarak algılansa da bu savaş mezhep çatışmasından çok daha fazlasıydı. Burada küçük bir cehennem yaşandı, canlı bombalar, katliamlar, toplu ölümler, intiharlar, soykırım, adam kaçırmalar vs. Yani insan hakları ihlalleri adına her şey burada yaşandı.

Beyrut’un dönüşümü

Fakat Beyrut savaştan sonra hızla gelişmiş ve modern batılı bir şehir olmuş. Şehir yaralarını çabuk sarmış. Tam bir turist şehri olmuş. Beyrut artık sahilleri, cafeleri ve gece kulüpleriyle meşhur. Özellikle Hamra caddesinde gezerken kendinizi Avrupa’nın başkentlerinden birinde geziyor gibi hissedebilirsiniz. Sahil kenarlarında (Corniche) son derece pahalı ve lüks villalar bulunuyor. Özellikle Arap şeyhlerinin yatırım yaptığı yerlerden birisi. Bunun dışında Fransızların da Beyrut’ta yatırıma büyük ilgisi var. Beyrut limanında da başka yerlerde çok nadir görebileceğiniz lüks yatlar bulunuyor. Daha detaylı bilgileri aşağıda gezilecek yerleri tanıtırken vereceğim. Biz 4 günlük bir gezi yapmıştık, size de 3-4 gün ayırmanızı tavsiye ederim.

Lübnan ilk etapta sizin için gezilecek yerler listesinde olmasa da Beirut’u gördükten sonra fikriniz değişebilir 🙂

Beyrut’ta gezilecek yerler

 

Hamra Caddesi

Şehrin en meşhur ve önemli caddesi. Caddede çok sayıda otel, dükkan, alışveriş merkezleri, café ve öğrenci yurtları bulunuyor. Özellikle turistler için hem gezilecek hem de alışveriş yapılacak bir yer. 1975’e kadar Arap dünyasının alışveriş merkeziydi bu cadde. İç savaşın başlamasıyla beraber doğal olarak gözden düştü. Özellikle Lübnan kültürüne ait mutfak lezzetlerini tadabileceğiniz bir yer. Beirut’ta bulunan diğer alışveriş caddelerinde genelde yeni restoran ve fast food zincirleri bulunuyor.

aylak-adam-seyahat-bloğu-lebanon-beirut-soğuk-içecekler

 

Pigeon Rocks-Güvercin Kayalıkları

Şehrin sembolü diyebiliriz. Merkezde sahilin batı yakasında bulunuyor. Denizin ortasında bulunan büyük kayalıklar. Beirut’a gelen herkesin uğrayıp fotoğraf çekindiği yer. Londra’daki kırmızı telefon kulübesi gibi 🙂 Hemen yanında Bay Rock ve bir tane daha cafe bulunuyor. Cafelerden birinde oturup nargile eşliğinde güneşin batısını izleyebilirsiniz. Nargile demişken ülkede doğal olarak bir nargile kültürü var. Her cafede, restoranta, büfede nargile satılıyor. Fast food yediğiniz yerlerde bile yemekten hemen sonar nargile geliyor. Yalnız ben nargilenin kalitesini beğenmedim. Kayalıklara dikkatli bakarsanız savaştan kalma mermi ve top izleri de var. Kim neden kayalıklara ateş eder onu da anlamadım. Beyrut’ta ilk durağınız burası olabilir.

aylak-adam-seyahat-blog-lübnan-beyrut-mavi-deniz-gökyüzü-gülümseme

 

Zaitunay Bay

Beyrut’un marinası. Etrafında yürüyüş parkuru ve fast food dükkanlarının olduğu liman. Limanda son derece lüks yatlar göreceksiniz. Etrafında bulunan cafeler de birinci sınıf güzel cafeler. Burada yeni Beyrut’u görebilirsiniz. Sadece burayı ziyaret etmiş olsanız, Beyrut’ta 16 yıl iç savaş yaşandığına inanmazsınız. Liman’ın hemen karşısında lüks apartmanlar dikilmiş, terasları limana bakıyor. Fiyatlarını sormuştuk, ortalama 300 metrekare yerler 1.5 milyon Eurodan başlıyor 4 milyon Euroya kadar çıkıyor. Bu dairelerin sahipleri de genellikle Arap şeyhleri ve Fransızlar. Dinlenip yürüyüş yapmak için güzel bir yer.

aylak-adam-seyahat-bloğu-lübnan-beyrut-yat-limanı

 

Beirut souks

Beyrut’un modern alışveriş caddesi. Burada geleneksel Arap kültürüne dair birşey bulamazsınız. Baharat kokulu dükkanlar falan hayal ediyorsanız yanılırsınız. Son derece pahalı markalar, turistler, cafeler, oyun alanları bulunuyor. Alışveriş tutkunuz varsa maddi durumunuz da iyiyse uğrayabileceğiniz bir yer. Biz biraz gezip bir cafede birşeyler içmiştik.

aylak-adam-seyahat-bloğu-lebanon-beyrut-hamra-esquar

 

Monot Caddesi

Beyrut’un gece hayatının attığı yer burası. Doğu tarafında Hıristiyan yerleşim yerinde kalıyor. Yalnız buraya çok büyük bir beklentiyle gelmeyin. Avrupa’daki gibi caddeler cıvıl cıvıl dans eden eğlenen insanlar görmeyeceksiniz. Bütün kulüpler kapalı alanda. Eğer yerlerini bilmiyorsanız sadece caddeyi geziyorsanız ne kadar sıkıcı bir cadde diyebilirsiniz. Bizim gördüğümüz kadarıyla Beyrut’ta eğlence ve gece hayatı hep kıyıda köşede saklı yerlerde gibiydi. Monot caddesinde de herhangi bir hareket, ışıltı, cancan yoktu. Biz biraz daha fazlasını beklemiştik.

aylak-adam-seyahat-blog-lübnan-beyrut-eğlenen-tavla-oynayan-iki-adam

National Museum of Beirut

Lübnan tarihine ait arkeolojik bulguların olduğu müze. Müzede yaklaşık 100.000 parça tarihi bulgu bulunuyor. Tunç çağı, demir çağı, Helenistik dönem, Roma dönemi ve Bizans dönemine ait lahit, mozaik, mücevher, seramik ve silahlar mevcut. Beyrut Ulusal Müzesi dünyadaki en büyük müzelerden birisi. Müze El yafı ve Şam caddesinin birleştiği yerde bulunuyor. İç savaş zamanında tam iki cephe arasında kaldığı için müze çok büyük hasar gördü. Girişte şöyle bir yazı yazıyordu “bu müze savaşın sadece tanığı değil aynı zamanda maduruydu“. Savaş sırasında eserler zarar gördüğü için müzeyi boşaltıp eserleri bodrum kata saklamışlar. Kaldırılamayacak derecede büyük duvarları da kum torbalarıyla korumaya çalışmışlar. Militanların bir kısmı burayı bir kışla gibi kullandığından dolayı çokça ateş edilmiş binaya. 1991’de savaş bittiğinde bina kullanılamayacak haldeydi. 1995-2000 yılları arasında tekrar onarıldı ve şu anda ziyaretçilere açık.

aylak-adam-seyahat-bloğu-lübnan-beyrut-müzede

 

Place des Martyrs-Şehitler Meydanı

Doğu ile batı Beirut’u birleştiren meydan. Meydanın ortasında Martyrs Anıtı bulunuyor. Bu anıt İtalyan Heykeltraş Marino Mazzacuratı’nın eseridir. Anıt ilk olarak 1916 yılında Osmanlı himayesindeyken Cemal Paşa tarafından asılan Lübnanlı milliyetçiler anısına yapılmıştır. Anıt iç savaş sırasında da zarar görmüştür. Anıtın birçok yer delik deşik olmuş. Anıt hem Osmanlı döneminde asılan milliyetçileri hem de iç savaşı hatırlatıyor. Biraz ilerisinde görülmeye değer Muhammed El Emin camii bulunuyor.

aylak-adam-seyahat-blog-lübnan-beyrut-anıtı-cami-dört minare

Roman Bath

Eski bir Roma hamamının bulunduğu arkeolojik alan. Kazı açık alanda bulunmakta ve gece gündüz görülebilir vaziyette. Martyrs anıtına yakın bir yerde, arkeolojiye ilginiz varsa geçerken bakabilirsiniz.

aylak-adam-seyahat-blog-lebanon-beirut-yeni-inşa-eski-köprü

 

Downtown

Beyrut’ta bulunan modern caddelerden birisi. Cadde üzerinde alışveriş merkezleri, Al Ömer Cami, kiliseler, sinagoglar ve parlamento binası bulunuyor. Caddenin tam ortasında sokakların kesiştiği yerde bir saat kulesi bulunuyor. O saat kulesi Abdülhamit’in tahta çıkması anısına yapılmış (bununla ilgili saat kulesinin Abdülhamit tarafından yapıldığını söyleyen de var, Osmanlıdan sonra yapıldığını söyleyen de var). Saat kulesi savaş zamanında sökülüp başka bir yerde muhafaza edilmiş, savaştan sonra da tekrar yerine konmuş. Beirut Souks ve Yıldız meydanı da Downtown’da bulunuyor. Beirut ortadoğunun Paris’i olunca burası da doğal olarak ortadoğunun “Şanzelize”si oluyor 🙂

aylak-adam-seyahat-blog-lübnan-beyrut-modern-binaların-olduğu-yer

 

Harissa

Beyrut’u tepeden görmek isteyenlerin mutlaka gitmesi gereken bir yer. Beirut’a 20 dk mesafede Jounieh kasabasının üstünde Hristiyanların Hac yapmak maksadıyla geldikleri yer. Yukarı teleferikle çıkılıyor. Tepede muhteşem bir Akdeniz manzarasıyla karşılaşacaksınız. Tepenin en üst noktasında kolları açık 15 Ton ağırlığındaki kocaman bir Meryem Ana heykeli bulunuyor. Üstte Meryem Ana heykelinin hemen yanında bir de kilise bulunuyor. Kilisenin bir kat altında cafeler bulunuyor. Manzara eşliğinde çay, kahve veya nargilenizi içebilirsiniz. Heykel 1908 yılında oraya konmuş. Mayıs 1997’de Papa 2. Johannes Paul, Eylül 2012’de de Papa 16. Benedikt burayı ziyaret etmiş. Ayrıca her gün binlerce insanın uğradığı bir mekan burası. Jounieh’ten Beirut’a kadar sahillerin oluşturduğu sinerjiyi izlemek istiyorsanız mutlaka uğramalısınız. Benim için Beirut’un olmazsa olmazı

 

Jeita Grotto-Sarkıt Mağarası 

Beyrut’a yarım saat mesafede bulunan sarkıt mağaradır. Lübnan’da en çok ziyaret edilen yerlerden biri ve dünyanın en güzel mağaraları arasında gösteriliyor. Dünyanın 7 harika oylamasında kıl payı kaybeden bir yer. Mağaranın toplam uzunluğu 9000m’dir. Salonlardan birinde yapılan bir ölçüme göre tavandan nehre 108 m mesafe bulunuyor. Mağara üst ve alt bölüm diye iki kısma ayrılmış. Üst kısımda sarkıtlardan oluşan mağarayı gezebilir, alt kısımda ise küçük bir botla mağara içinde bulunan nehri gezebilirsiniz. Üst kısmı gezdikten sonra turistler için yapılmış bir trenle alt kısma geçebilirsiniz. Üst kısımda ayrıca dünyanın en büyük sarkıtı 8.2m bulunuyor. İçeride fotoğraf çekmek yasak, girişte cep telefonu ve kameralarınızı bırakmanız gerekiyor. İçeride ayrıca dikkat eden görevliler var. İlk bakışta bir mağara neden ziyaret edilir ki diye düşünebilirsiniz ama ziyaret ettikten sonra fikriniz değişecektir. Biz sabahtan erken çıkıp aynı gün hem Harissa’yı hem de Jaita Grotte’yi ziyaret etmiştik. Size de bu şekilde yapmanızı tavsiye ederim, böylece iki önemli yeri aynı günde görmüş olursunuz.

aylak-adam-seyahat-bloğu-lübnan-beyrut-yeşil-dağ-anıtı

 

 

Sonuç

Beyrut görülmeye değer bir şehir. Yalnız bir Ortadoğu ülkesinden beklemeyeceğiniz kadar pahalı bir şehir. Hem Fransız kültüründen hem de oryantal dünyadan esintiler bulabileceğiniz güzel bir şehir. Gezi boyunca herhangi bir sıkıntıya rastlamadık. Lübnan’ın sınır bölgeleri için terör uyarısı yapılsa da Beyrut ve civarı tamamen güvenli. Gezi boyunca internet sıkıntısı yaşadık, internet çok pahalı. Yanlış hatırlamıyorsam 1 GB internet için 40 dolar civarında bir ücret istemişlerdi. Ülke genelinde internet fiyatları pahalıymış. Gitmişken geleneksel Arap yemeklerinden yemeyi de ihmal etmeyin. Özellikle Abdel Wahab restoranı tavsiye ederim. Biz gittiğimizde asıl yeri tadilattaydı o yüzden ABC AVM‘deki yerinde yemiştik. Özellikle mezeleri meşhur. Fattuş, Humus, Mutabbal, Tabule, Kibbe ve Manus yiyebilirsiniz. Bir de Jellab isminde özel bir içecekleri var. Gül suyu ve üzümden karışım bir şurup diyebiliriz. İçinde hurma, Cam fıstığı, badem ve fındık bulunuyor. Geleneksel olarak soğuk servis ediliyor. Biz 4 gün boyunca Beirut merkez, Harissa ve Jetta Grotto‘ya gidebildik. Bunun dışında görülmesi gereken Baalbek ve Byblos antik kenti ve Beka vadisi var, fakat beka vadisini güvenlik gerekçesiyle tavsiye etmiyorum.

Fairuz

Beyrut denince Fairuz‘a da değinmeden geçmemek lazım. Kendisi Beyrut‘ludur. Ortadoğu‘nun en büyük sanatçılarından birisidir. Özellikle “Le Beirut” şarkısı çok özeldir. Bana göre yeryüzünde bir şehire yakılmış en güzel türkü. Şarkı Beyrut‘un savaş dolayısıyla kaybolan yıllarından bahsediyor. Fairuz şu dünyada dik durabilen ender sanatçılardan birisidir. İç savaş sırasında bile Beyrut‘u terketmemiş, diğer ülkelerden gelen sığınma ve iş tekliflerini reddetmiştir. Savaş sırasında hangi cepheden olursa olsun, savaşanlar Fairuz‘un şarkılarıyla teselli bulmuşlar. Bu özelliği de gerçekten halkın ve her kesimin sanatçısı olduğunu gösteriyor. Cezayir Lideri Bumedyen Fairuz‘dan özel bir konser vermesini istemişti, Fairuz da “ben halkın sanatçısıyım, şarkılarımı da bir kişi için değil halk için söylerim” diyerek teklifi reddetmişti. Lübnan‘da şüphesiz Fairuz ve şarkılarıyla da karşılaşacaksınız. Gitmeden önce biraz bilgi edinirseniz yabancılık çekmezsiniz 🙂

Son olarak ekte bahsettiğim türküyü ve Fairuz‘la ilgili güzel bir yazıyı paylaşıyorum. https://kronoshaber.com/tr/feyruz-yildizlarin-sarkisi/

Gezimden kareler

Bu Blogu paylaş

Merhaba, ben Aylak Adam

Seyahat etmek benim en büyük tutkum! Yeni kültürler keşfetmek, insanlarla tanışmak ve onların hikayelerini dinlemek benim için bir mutluluk kaynağı. Seyahat blogumda seni heyecan dolu maceralarıma davet ediyor, ilginç karşılaşmaları paylaşıyorum. Sürükleyici seyahat deneyimlerimde kendini kaybederek hikayelerimden ilham alabilirsin. Birlikte gezip gördüklerimizi keşfederken keyifli anlara tanık olalım!

Beni instagram´da takip et

Gezi değerlendirmem

Yeme ve İçme
★★★★

Konaklama
★★★★

Aktiviteler
★★★★★

Ulaşım
★★★★★

Yorum bırak

Bu muhteşem bir seyahat ülkesi – orada daha önce tatil yaptın mı? Hangi şehirleri ve yerleri ziyaret ettin? Benimle bu blog yazısının yorumlarında deneyimlerini ve ipuçlarını paylaşırsan çok sevinirim. Mükemmel bir seyahat için ek önerilerin var mı? Deneyimlerin ve ipuçların benim için çok değerli!

0 Yorum

Bir İçerik Gönder

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

En son eklenen gezilerim

Budapeşte: Tarih ve Kültürün Buluştuğu Orta Avrupa’nın İncisi

Budapeşte: Tarih ve Kültürün Buluştuğu Orta Avrupa’nın İncisi

Tuna Nehrinin iki böldüğü şehirde bir yakasında bulunan "Budin" ve diğer yakasında bulunan "Peste"nin birleşmesiyle oluşmuştur. Barok ve Gotik mimarisinin süslediği Budapeste’te Osmanlı'ya ait esintiler de bulacaksınız. Bir yanda Rönesans tan kalma binaları gezerken...

Beni takip et